Kasım Ayında Ağacın İzinde Yolcuğumuz Yeni Delhi İle Devam Ediyor 01 Kasım 2019

BİZDEN HABERLER

“Ağacın İzinde” süren yolculuk, Kasım ayının başlangıcıyla birlikte takipçilerini manevi bir adrese, Yeni Delhi’ye götürüyor. Bir milyarın üzerine çıkan nüfusuyla dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olan Hindistan’ın başkentine yapılan yolculuklar ziyaretçileri hayrete düşürüyor. Çünkü bu şehir başka hiçbir şehre benzemiyor.

Dünyanın tüm metropolleri birbirinden farklı ulusları bünyelerinde barındırmalarıyla biliniyorlar. Kozmopolit bir kent olmak bunu gerektiriyor. Hindistan’ın başkenti sosyal ve kültürel açıdan birbirinden bağımsız o kadar çok topluluğa ev sahipliği yapıyor ki “kozmopolit” kelimesi bir kente ithaf edilecek olsa o kentin Yeni Delhi olmasına da kimse karşı çıkamıyor.

Yağmura elverişli bir iklime ve içinden geçen Yamuna ve Aravali nehirlerine sahip olması sebebiyle yüzyıllardır önemli bir yerleşim merkezi olarak kullanılan şehrin mimarisinde geçmişin izleri gözlemlenmektedir. Babür İmparatorluğu’nun mimari anlayışı şehirde kendini baskın ölçüde hissettirmektedir. Güneş Batmayan İmparatorluğa dâhil olmalarının bir sonucu olarak Modern İngiliz Mimari’sinin etkilerine de şehirde sıklıkla rastlanmaktadır.

Yeni Delhi’yi insanın inanma ihtiyacına hizmet eden bir kale olarak niteleyebiliriz. Birçok inanıştan insan şehrin sınırları dâhilinde uyum içerisinde yaşayabilmektedir. Şehir, hayatın anlamına ya da insanoğlunun neden bu dünya üzerinde olduğuna dair varoluşsal soruların cevaplarını bulmak adına birbirinden farklı seçenekler sunabiliyor. Bütün inanışların mabetlerini ziyaret ederek bilgi toplayabileceğiniz şehrin mistik havası tüm dünya tarafından ziyaretçi akınına uğramasında başlıca sebep olarak gösteriliyor.

Hinduların Swaminarayan Akshardham’ı, Sikhlerin Gurudwara Bangla Sahib’i, Müslümanların Jama Masjid’i ve Bahai Dininin Lotus Temple’ı şehirde en çok ziyaret edilen mabetlerden sadece birkaçı. Ruhsal bir arayış içinde olan ya da manevi yönünü güçlendirmek isteyenler bu ve bunun gibi mabetlere yıl boyunca akın ediyor.

Kent, UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde bulunan iki önemli yapıya da ev sahipliği yapıyor. Hümayun Türbesi ve Qutub Minar… Şehirde mutlaka görülmesi gereken yerler söz konusu olduğunda bu ikili başı çekiyor.

Babür İmparatoru Hümayun Şah’ın ölümü üzerine inşa edilen Hümayun Türbesi, Taj Mahal’e benzer bir aşk hikâyesinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Daha önce inşa edilen Hümayun Türbesi’nin Taj Mahal’e esin kaynağı olduğu söylenmektedir.

Şehrin turistik merkezlerinden biri olan ve Hint-İslam Mimarisinin önemli önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen Qutub Minar, Taj Mahal’e kadar Hindistan’ın en yüksek yapısı olma özelliğini taşıyordu. Kenti keşfetmek için daha fazla vakti olanlar için Kızıl Kale, Raj Ghat, Gandhi Müzesi ve Hint Kapısı görülmeyi bekleyen cevherler arasında yer alıyor.

Hindistan’ın başkenti olan Yeni Delhi ile manevi bir deneyim yaşamak ve şehrin hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için, Kasım ayı boyunca Yıldız Entegre’nin sosyal medya hesaplarını takip etmeyi ihmal etmeyin.